10 Kasım 2022 Perşembe

Şarkı türkü

" Yok bana bu cihanda " çalıyor günlerdir kulağımda Maya Perest'ten.


01.58 kulağımda huzurlu bir ölümün uykusu çalıyor.gözlerimde ağırlaşıyor notalar.ve ben  sıcak bir denize son yürüyüşümün ilk adımlarındayım sanki.

Yas-ı siyah


Ey beyaz.
Yas-ı siyah bir çaresizlik yüzündeki yalnızlık kokusu sinmiş gülüşün.
Sen ise bir ağlayışı giymişsin üzerine incecik kefenin diye.


01.47

Mutluluk bir kuş

Mutluluk bir kuş.

Göz görür ister de.

Gelmez bir türlü nedense uzattığın eline.

Oysa umutların bir avuç dolusu buğday. 

ve ceketimin cebinden gülüşün taşıp dökülüyor sevgilim.


01.39

Atın bacağı kırık

Atın bacağı kırık.

Başına silah dayalı bir şiirin.

Gönlü ölü bir bebeğe gebe düşlerinin.

Saat akşam beş.

Gün küsüyor pencereye.

Atın bacağı kırık.

Başına silah dayalı bir şiirin.

Sevda, alacaklı sustuğu tüm pişmanlıklarından.

Soyunuyor akşam ezanı kulaklarımızdan bizleri.

Tutuşuyor kağıt, çıtırtılarıyla içindeki ağacın.

Atın bacağı kırık.

Başına silah dayalı bir şiirin.

Dün küsüyor bugüne.

Bir sıcaklık akıyor boynundan ağrının kalbine sonra sanki.

Uyuşuyor yumrukların düş zamanı kapalı gözlerinin ardında.

Atın bacağı kırık.

Başına silah dayalı bir şiirin.


01.26 

bir annenin üzerine ılık toprağını örtüyor üşümesin daha fazla diye yedi yaşında bir çocuk...

Ve atın bacağı kırık...



16 Ekim 2022 Pazar

Kabrimi taşıyor ayaklarım gün be gün yollarımda

Kabrimi taşıyor ayaklarım gün be gün yollarımda...

Sevda bir tohum,açmayan yüzyıllarca toprağında...

Bok böceği,bir kader çeviriyor ayaklarının masasında sonra...

Bok böceği değildir o ama,yaralı sevdalar masalında...

Kabrimi taşıyor ayaklarım gün be gün yollarımda...

Sevda bir tohum,açmayan yüzyıllarca toprağında...

Tohumlar açmıyor artık,kırılıyor bir bir şerefsiz ağızlarda...

Kabrimi taşıyor ayaklarım gün be gün yollarımda...

Bir dua dök yüzüme,bir tas su oku kefenime...


01.39 an,üşümüş yelkovan...akrebine yanaşıyor gece...



Parlak camdan bir kule öpüyor göğü göğsünden

Parlak camdan bir kule öpüyor göğü göğsünden.
Gri bir çöl bu şehir.
Beyaz gömlekli işçileri var camdan piramitlerin.
Esirleri dertlerin...
Parlak camdan bir kule öpüyor göğü göğsünden.
Bir çay dök bana gönlünün en huzurlu yerinden.
İncecik dudak payına mektuplar yazayım ben sayfalarca yollar,
Kağıtlar katlayayım gemilerden şiirler batırayım,
Seni görme ümidimin olduğu sabahlara...
çünkü sonra,
Yüzü düşüyor yolların...
Düşü yüzüyor ruhların...
Parlak camdan bir kule öpüyor göğü göğsünden.
Kaybolmuş bedenler atlası her yer,
Ruhlar uçan balon,kayıp giden ipleri çekiyor
gökten tüm yetim dünler...
Parlak camdan bir kule öpüyor göğü göğsünden.
Dudaklarında cinayet bir deprem uyanıyor vakitsiz sonra...
Kanıyor üşüyen bütün öpüşmelerimiz güneşlerin ardından...
Mevsim sensizliğin kurak ardı...
Aylardan,buzdağından doğma ateşler zamanı...
Parlak camdan bir kule öpüyor göğü göğsünden.
Dudağım,boynunun en güzel yerine gömülü...
Çorak kabrimin tek duası nabzının ılık atışları...
Parlak camdan bir kule öpüyor göğü göğsünden.
Başımda,bir sevda vapurunda
dizlerine uzanmış küçük bir çocuk
göğü izliyor...

Dudaklarım kanıyor,
tüm yalanlarına üstelik...


01.09 an, dudaklarım kanıyor...

29 Eylül 2022 Perşembe

Ayağı çıplak yüreğimdeki gurbetin

Ayağı çıplak yüreğimdeki gurbetin.
Bir yaz sineği konup konup uçuyor seni düşünmelerimin üzerine.
Kaşınıyor tatlı tatlı özlemek.
Ayağı çıplak yüreğimdeki gurbetin.
Çakıl çakıl hatırası yüzünün...
Kan revan hayaline giden tüm yollar.
Kimbilir kaç defa yürüdüm seni,bilmiyorum.
Ayağı çıplak yüreğimdeki gurbetin.
Seferi sen bir yolun çingene askeriyim ben.
Savaş şarkısında düğün halayı pervasızlığım.
Ayağı çıplak yüreğimdeki gurbetin.
Adımlarımda bir sevda nasırı koparamadığım,
Sızılar bahçesi merdivenler,kaldırımlar...
Ayağı çıplak yüreğimdeki gurbetin.
Soyunuyorum sana yolumu...

22.01