" Yok bana bu cihanda " çalıyor günlerdir kulağımda Maya Perest'ten.
01.58 kulağımda huzurlu bir ölümün uykusu çalıyor.gözlerimde ağırlaşıyor notalar.ve ben sıcak bir denize son yürüyüşümün ilk adımlarındayım sanki.
" Yok bana bu cihanda " çalıyor günlerdir kulağımda Maya Perest'ten.
01.58 kulağımda huzurlu bir ölümün uykusu çalıyor.gözlerimde ağırlaşıyor notalar.ve ben sıcak bir denize son yürüyüşümün ilk adımlarındayım sanki.
Mutluluk bir kuş.
Göz görür ister de.
Gelmez bir türlü nedense uzattığın eline.
Oysa umutların bir avuç dolusu buğday.
ve ceketimin cebinden gülüşün taşıp dökülüyor sevgilim.
01.39
Atın bacağı kırık.
Başına silah dayalı bir şiirin.
Gönlü ölü bir bebeğe gebe düşlerinin.
Saat akşam beş.
Gün küsüyor pencereye.
Atın bacağı kırık.
Başına silah dayalı bir şiirin.
Sevda, alacaklı sustuğu tüm pişmanlıklarından.
Soyunuyor akşam ezanı kulaklarımızdan bizleri.
Tutuşuyor kağıt, çıtırtılarıyla içindeki ağacın.
Atın bacağı kırık.
Başına silah dayalı bir şiirin.
Dün küsüyor bugüne.
Bir sıcaklık akıyor boynundan ağrının kalbine sonra sanki.
Uyuşuyor yumrukların düş zamanı kapalı gözlerinin ardında.
Atın bacağı kırık.
Başına silah dayalı bir şiirin.
01.26
bir annenin üzerine ılık toprağını örtüyor üşümesin daha fazla diye yedi yaşında bir çocuk...
Ve atın bacağı kırık...
Kabrimi taşıyor ayaklarım gün be gün yollarımda...
Sevda bir tohum,açmayan yüzyıllarca toprağında...
Bok böceği,bir kader çeviriyor ayaklarının masasında sonra...
Bok böceği değildir o ama,yaralı sevdalar masalında...
Kabrimi taşıyor ayaklarım gün be gün yollarımda...
Sevda bir tohum,açmayan yüzyıllarca toprağında...
Tohumlar açmıyor artık,kırılıyor bir bir şerefsiz ağızlarda...
Kabrimi taşıyor ayaklarım gün be gün yollarımda...
Bir dua dök yüzüme,bir tas su oku kefenime...
01.39 an,üşümüş yelkovan...akrebine yanaşıyor gece...