Aşk'ın adı var mı sence.
Bir bahçede çıplak ayaklar ile kalsak ya seninle.
Islansa çamur,ıslansa kader,
Ve ıslak toprak koksa aşk heryerimizde.
Her çim,her çimen,her toprak,her çakıl,her diken,her karınca...
Değse ya incecik kibar bir dantel gibi her adımımıza o güzel hisler.
Ve öpüşsek seninle bir üzüm dalının,
üzerimize gölgelerin desenini bile isteye düşürüp tenimizi süslediği bir zamanında günün.
Sevişsek seninle yılkı atları gibi dört nala,güçlü ve daha önce tadılmamış bir özgürlükte...
Aşk'ın adı var mı sence.
Bir bahçede çıplak ayaklar ile kalsak ya seninle.
Korksak,ayağımıza bir şeyler batar mı diye yersiz endişeler ile ve önce,
Sonra koşa koşa bitirsek tüm yeşilleri,ve göklere dönüp yüzümüzü tüm mavileri gökyüzünce...
Her sırat'ı her mahşeri devirsek koşarken rüzgarımız ile,
Her korkuyu soldursak kurutsak kanımızdan milyon yıl ve devirlerce...
Aşk'ın adı var mı sence.
Bir bahçede çıplak ayaklar ile kalsak ya seninle.
Konuşsa bizimle toprak artık hissettiğimiz yollarda yürümelerde...
Suyun yüzünü sevmek boyasa,öpüşmelerimiz yoğursa suyun hamurunu yeniden yeniden ve dans ede ede...
Aşk'ın adı var mı sence.
Bir bahçede çıplak ayaklar ile kalsak ya seninle.
Ayağımın üzerine bir incirin yaprağı süzülüp düşse,
Aşk,göğsümü kesse kutsal hançeri ile kırsa açsa tüm kemik parmaklıkları kızıl yağmurların çisiltisinde,
Kalbim kanat açsa sana,uçup yüzünün narin dalına konup ve dayansa sıcacık,yüzüne,yanağının kadim duvarına yanağını sürüp o ateşte kanat yaksa...
Aşk satın almak istese herşeyi ama her şeyi,
Ve sevmek,"satılık değil seninle bir zerremiz dahi" dese yıldızların yaktığı o buz karanlıklara,kar karanlıklara açan şu kutsal kainata...
Ve aşkın adını koysa gözlerin yeminler ile mühürlü dudaklarıma;
Ve sussak seninle bin asır adını o sevmenin,
Toz kaçsa saklansa rüzgara,
asil bal olsa özgür sevişmeler hiç çürüyüp kaybolmasa...
21.45 fin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder