Delirmiş bir simyacıyım,demleniyorum gözlerinizde.
Karman çorman herşeyi atıyorum kaynayan tencereme.
Bir oradan bir buradan,
Alıp dolduruyorum kafamın içine battal bir çuval misali şu masum güzel dünyayı...
Başımda hiç gitmediğim,dilini bilmediğim bir ülkenin ağrısı ve ızdırabı;
Ve geçmiyor ne yazık ki hiç bu plastik kanserlerden şu mikrodalga sancı.
Oysa fişini çeksen yeter ey insan,
Ah sadece çöküp çöküp yerlere boş yere keşke ağlamasan...
Ve ben;
Tükürüp ağzımdan kanayan tüm ezberlenmiş yalanlarınızı,
Alıp dolduruyorum kafamın içine battal bir çuval misali şu masum güzel dünyayı...
Önemi yok yakışır mı tatları,renkleri birbirlerinin ellerine gözlerine hiç...
Delirmiş bir simyacıyım,demleniyorum gözlerinizde.
Karman çorman herşeyi atıyorum kaynayan tencereme.
Bir oradan bir buradan.
Uydurduğunuz savaşları soyunup .ikiyorum dilimden,
Ve özür dilerim,bir kez daha tüm sizlerden;
İlk defa bu kadar ileri açıklarına gidiyorum sövmeler denizinin...
Köpek balıkları,o binalar kadar balinalar,benden büyük kaplumbağalar ısırır mı beni buralarda,
Söyler misin ey Can ustam...
Sövmek en çok sana yakışırdı ve daima oysa...
Delirmiş bir simyacıyım,demleniyorum gözlerinizde.
Karman çorman herşeyi atıyorum kaynayan tencereme.
Bir oradan bir buradan.
Bir yemin içiyorum tasımdan seslenip tüm kadim atalarıma ve şu kutsal toprağa,
Tahtaya değil ağaca vuruyorum dokunur gibi omzundan şu kainattaki tüm dallara,
Sesleniyorum ve her gece yüceden yüce Tanrıma,
Bir yemin içiyorum tasımdan seslenip tüm kadim atalarıma ve şu kutsal toprağa,
Birazını döküp diyetine,
Düşümde gelip yine sen uyurken yanıbaşına,
seni alnından öpüyorum ve usulca...
12.50 sona rendelenmiş peynirler cenneti ve içimdeki büyümemiş,hala çocuk şu beyaz yavru fare...
* elimi doğrayan,canımı yakan kanlı tat "an'lar" ve bir an aklıma gelen,aklımı götüren toz toprak o eşsiz antik dünlerden hatıralar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder