Meydey meydey meydey,bilgine,yörüngemden çıkıyorum.
Aramayın sormayın beni yalandan ardımdan.
Bile bile bilinmezliklere sürükleniyorum.
Bir salyangoz kabuğuyum şimdi,bir dokuz,ayağa kalkmış belkide.
Yüksek yavaştan,usul usul derinlere süzülüp düşüyorum.
Meydey meydey meydey,bilgine,yörüngemden çıkıyorum.
Süzülmüş,süzülü tarihim,
Seni aldatıyorum,
Tüm doğru bildiklerin kadim su'da bir yalan,
Dudaklarının sustuğu,gözlerinin ustaca senden sakladığı,tatlı güzel bir yalan ve herşey.
Başucunda; ateşi,kalbinde hiç göstermeden saklayan bir çakmak...üstelik neden bilmiyorum.
Meydey meydey meydey,bilgine,yörüngemden çıkıyorum.
Bir mum,makas ve bir çakmak yanıbaşımda,elim altında.
Sisli yalnızlıklar,sessiz karanlıklar var şişin metal ucunda,bize ördüğün uzaklıkların atkısında sevgilim.
Ey gün ışığı,
Ey kutsal "görmek",
Şükürler olsun,hasretinin müridiyim dervişin olma yolunda,ey vuslat,sen gelmesen de olur.
Lakin,gelsen şayet; cennet,işte o vakit hakikat olur...
Ey werther,ey sarı hergele,ey çocuk,
Kalk oturduğun yerden çabuk,bir selam dur haydi durma sakın,
yoksa üzgünüm,önce sana gülerim,
Sonra gözlerinden öper ve giderim ey kibirden çocuk...
Meydey meydey meydey,bilgine,yörüngemden çıkıyorum.
Bir mum var ellerimin yan sokağında,başımın köşe başında,yanar yanar durur kuytumda.
Ve kalbimde henüz tutuşmamış taa eski zamanlardan kalma saklanmış nemli bir kibrit tanesi,
adı umut,yanmasa dahi ısıtır içimi,
şükürler olsun,
Olsun,
Yorulmam,usanmam,asla,bekliyorum da bekliyorum...
Gelsen,gelmesen,
Hep aynı diyarın hissindeyim...
14.25 aktan ak bir koyundum; çamura yürüdüm,derde düştüm,karalar karası çıktım oldum...
* kağıt yoktu; yama ettim etimi ve kocaman yeşil şehit yaprakları uğruna.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder