4 Mart 2025 Salı

Martılar,uçağı tüm kağıttan bombaların

 
Başaklar dans ediyor gözlerinde.
Kıpır kıpır içimde buğdaylar.
Çıplak ayak mermer soğuğu bir ayrılık bu şubatta.
Hisleri sustu ayaklarımın,
tüm yürümeler terketti bizi...
Herşey ezberinde biliyorum,hep yüz üstü yüzdün tüm sınavlarda.
Başaklar dans ediyor gözlerinde.
Kıpır kıpır içimde buğdaylar.
Elimi tutmuştun güneşte ısıtıp bir kış vakti,
Kendimi unuttuğum kaybolmuş bir ormanda.
Kimsenin gitmediği yerlere kadar,gözlerimi kapatıp yürümüşüm gibi.
Gözlerimi açtığımda korkmuşum gibi.
Islak ağladığın düşlerden uyanır gibi,
Sarıl bana olur mu.
İhtiyacım var sana.
Başaklar dans ediyor gözlerinde.
Kıpır kıpır içimde buğdaylar.
" ne yaptığının farkında mısın " dediğim an bile,
Teslimdim aslında çoktan ve daima,
dudağındaki bir damla zehrine,
Gözlerin gözlerimdeyken kalbime saplayacağın hançere bile teslimdim çoktan ve daima.
Başaklar dans ediyor gözlerinde.
Kıpır kıpır içimde buğdaylar.
Limanlar kanıyor içimde sevgilim.
Kırılıyor güvertesi her geminin bu denizlerde.
Yetmiyor yelkeni bu rüzgarlara sevdasız kalplerin.
Sonra yukarıda tepede küçük mavi bir ev,
Duvarına bir dal taze ıhlamur asmış saatleri günün sanki yüzün.
Başaklar dans ediyor gözlerinde.
Kıpır kıpır içimde buğdaylar.
Fırtınalar daima var bu denizlerde sevgilim.
Dalgalar şehrimin duvarları ile hep bir savaşta,
Martılar,uçağı tüm kağıttan bombaların...


08.57 halime üzülme,zaferin gülümseyen güneşi sarar yaralarımı benim;sen bir de düşmanı gör sevgilim...

*İçimdeki her çöplük bir uçak gemisi sevgilim...

akrebin zehri,yelkovanın kabri

 
- nasılsın çocuk iyi misin ? Kimi özledi ruhun,ne istersin peki göklerden ?

- bir bardak çay doldur ver bana,oturalım yada aya yürüyelim,etmem şikayet söz.aynalar kırık,gönül şansını kaybetmiş.yıllar oldu kendimi görmem hiç.nasılım yada iyi miyim inan bilmiyorum.içimde bir dere,akmaz oldu eskisi gibi.kurudu dalım,kurudu gözümde yeşil yaprağım.bir bardak çay doldur ver bana,oturalım yada aya yürüyelim,etmem şikayet söz...

- bir fal baksam sana,görsem içini,tüm umutlarını,uçtuğunu,düştüğünü ve dününü ? 

- fala gerek yok.yüzüme bak,dal derinime.teslimim zaten hepten dünüme...


21.34 monodialog öpüşmeler saati.akrebin zehri,yelkovanın kabri.

bir lal cehennemi kuş cıvıltısı bahar ruhunda

 
birbirine benzeyen çocukluk ağrıları vardı ruhumuzun sanırım.
köy kokusu ile öpülmüştü dualarla gece uykusunda saçlarımız.
köy çeşmesi bir okyanustu gürül gürül akarken kulaklarımızda,
ve kıyısında su içen kocaman dev inekler balinasıydı o denizlerin.
birbirine benzeyen çocukluk ağrıları vardı ruhumuzun sanırım.
aynı otu kaynatıp içsek geçecekti kimbilir belkide.
ve biz farklı otları kopardık çiğnedik.
bana bitmez tükenmez bir ağrı kaldı içimde bir mum misali yanıp duran,
sana sis gibi bir anda çöken bir sessizlik hali,
bir lal cehennemi kuş cıvıltısı bahar ruhunda.
birbirine benzeyen çocukluk ağrıları vardı ruhumuzun sanırım.
ve neyi yanlış yapsak hepsi doğruydu...



14.21 bir yazı doğdu akşamın sonuna,şiir oldu sonra.

Don yedi sızılarım böğrümde

 
Ah aah.
Don yedi sızılarım böğrümde.
An çatladı,kan sızdı yollarıma.
Dört tel kaldıydı,koptu biri daha,
Üç tel çaldı ağıdımı dağlara.
Ah aah.
Don yedi sızılarım böğrümde.
Büyüdü mısralarım,buğdaylarım,
Düşlerimin sapı sarardı kaldı.
Ah aah.
Don yedi sızılarım böğrümde.
El kesildi,ot utandı.
Rüzgar bir dut dalı tuttu saz etti çaldı,
Sincap kovuğunda inim inim inledi,
Bülbül dalında sessizce ağladı.
Ah aah.
Don yedi sızılarım böğrümde.
Çekirgelerin cenneti bir harman yeridir belkide.
Bir ağacın dallarını saydın mı hiç şimdiye kadar?
Kalem elinde,
Kağıdı dikine çevirsen şair,
Enine çevirsen ressam mısın söyle.
Ah aah.
Don yedi sızılarım böğrümde.
Yürek üşüdü sobasına elini uzattı,
Aşk tuttu elini bir merdivende,eline nefesini üfledi.
Biri tuttu ovaladı,
Biri kar ile yıkadı.
Yürek uyudu uyanmadı.
Ah aah.
Don yedi sızılarım böğrümde.
Kabir yumuşacık beyaz çarşafını örtmedi topraktan yüzüne.
Çok kar yağdı o gün,
Tüm şehir,tüm gezegen,
Kimseden çıt sesi çıkmadı...



13.57 birbirine benzeyen çocukluk ağrıları vardı ruhumuzun sanırım.köy kokusu ile öpülmüştü dualarla gece uykusunda saçlarımız.köy çeşmesi bir okyanustu gürül gürül akarken kulaklarımızda ve kıyısında su içen kocaman dev inekler balinasıydı o denizlerin.birbirine benzeyen çocukluk ağrıları vardı ruhumuzun sanırım. aynı otu kaynatıp içsek geçecekti kimbilir belkide.ve biz farklı otları kopardık çiğnedik.bana bitmez tükenmez bir ağrı kaldı içimde bir mum misali yanıp duran,sana sis gibi bir anda çöken sanki bir sessizlik hali,bir lal cehennemi kuş cıvıltısı bahar ruhunda.birbirine benzeyen çocukluk ağrıları vardı ruhumuzun sanırım.ve neyi yanlış yapsak hepsi doğruydu...

3 Mart 2025 Pazartesi

Don Quijote ve çırak

 
Zırhımı kaybetmişim çok çok zaman önce.
Şövalyesiyim gökte beyazın ve mavinin,
Sonra yüzündeki ılık rüzgarın.
Ve etrafta yok artık değirmenler.
Dantenin cehennemi durmadan yanan bu şehirler,
ne kadar savaşsam da tükenmeyen şu Ahlar vahlar.
Tek düşmanım,
Soyu kırılmaz bu aşağılık,kadim insanlar ve şeytanlar...
Zırhımı kaybetmişim çok çok zaman önce.
Şövalyesiyim gökte beyazın ve mavinin,
Sonra yüzündeki ılık rüzgarın.
Ve etrafta yok artık değirmenler.
Kırdı tiarasını yalanların don kişot bile.
Ustamı öldüren yaraları değildi,
Nefes alamazdı aşksız ve adaletsiz.
Amacı bal değil belki arının,
Mutlu etmek sadece anasını.
Kustuğu derdi şiir olmuş defterden kovanına belkide...
Zırhımı kaybetmişim çok çok zaman önce.
Şövalyesiyim gökte beyazın ve mavinin,
Sonra yüzündeki ılık rüzgarın.
Ve etrafta yok artık değirmenler.
Tek düşmanım,
Çiğnemiş erdemlerini çar çamur etmiş ruhunu bedenini,
Ama şov devam etmeli diyenler,
Yalanın kaynayan sosuna batırıp usul usul her seferini,
kendilerini ve tüm yarınları yiyenler...
Aç kaldı aylarca don kişot bile.
Ustamı öldüren açlık değildi,
Nefes alamazdı aşksız ve hakikatsiz.
Şeytanın tiyatrosunda kördür tüm alkışlar sevgilim,
gören olmaz gerçeğin ardında yazılanı...
Kral çıplak oysa ki.
Zırhımı kaybetmişim çok çok zaman önce.
Şövalyesiyim gökte beyazın ve mavinin,
Sonra yüzündeki ılık rüzgarın.
Ve etrafta yok artık değirmenler...


10.37 Don Quijote ve çırak.


Sen beni uranyumdan say

 
Bir avuç yüreğim var kuş kadar belkide göğsümün kemikten kafesinde,
Güp güp ötüyor kendince.
Gökte gecenin siyahı ve ay,
Sinsi bir yara saklanmış sanki kaç zamandır tenime.
Bir ömür,bin yıl nasıl da seveceğini söyleyebilirsin ki dedin bana sevgilim,
Sen beni uranyumdan say...


09.07
 
radyoaktif mısraların kuytu bir hecesinde,
gökte kuzey ışıkları gibi yeşilden öte bir yeşilde,
hastalıklar ve savaşlar farketmez sevgilim,
biz birazdan ölecekmişizcesine sevişelim...


2 Mart 2025 Pazar

Bir ağaç,bir köpek,bir çeşme bugün


Bir ağaç,bir köpek,bir çeşme bugün.
Kan koyu bir akşam şimdi yazdan yüzünde batan.
Bir iğde bir selvi elele gecemde.
Bir köpek bakışı en güzelinden sinende.
Bir testi su en toprak kokan halinde.
Bir kedi ağlar dayayıp başını omzunda.
Bir kuş uçar,bir yaş düşer topraktan güzel gözünde.
Bir ağaç,bir köpek,bir çeşme bugün.
Kan koyu bir akşam şimdi yazdan yüzünde batan.
Bir yudum artvin,rize.
Bir yudum van,urfa.
Bir yudum hatay,konya.
Bir yudum ankara,mersin.
Bir yudum tokat,samsun.
Bir yudum edirne,izmir.
Bir yudum tekirdağ,
Bir yudum eğin,
Sonra bütün yurduma değip,
İstanbuldan bardağıma dökün...
Bir ağaç,bir köpek,bir çeşme bugün.
Kan koyu bir akşam şimdi yazdan yüzünde batan.
Sarhoşum gülüşünle aydınlanan yüzünden.
Elim ayağım titriyor ne zaman görsem düşümde.
Yaralarımın kaydını tutan meleği tanrıların.
Sağ yanım dünden teslim,sol yanım zaten hep senin.
Mars bende ay sende,
Düşlerimizi astık kayan yıldızlara kurusun diye.
Selam olsun,
Güneşin küstüğü şiirlere.
Islak kağıtlar mezarlığı.
Üç virgül bir nokta dualar durağı.
Bir yudum konuşmanın üç günlük doyurduğu yerde.
Yattım uzandım yere,göğe bakıp seni düşünüyorum yüz arabalı bir yolun orta yerinde.
Bir ağaç,bir köpek,bir çeşme bugün.
Kan koyu bir akşam şimdi yazdan yüzünde batan.
Şimdi dursa eksik kalmış bir yürek şu göğsümde bir ömür senin için nöbet tutup atan.
Bir ağaç,bir köpek,bir çeşme bugün...



20.24 bir ağaç,bir köpek,bir çeşme bugün.