14 Mart 2025 Cuma

Koymuşum yumruğumun içine bir atom bombası

 
Kış bitiyor.
Akşam oluyor,gözüme üşüyen karanlıklar çöküyor.
Koymuşum yumruğumun içine bir atom bombası,
Yakıyorum eli alemi her yerden söküp.
Atmışım ölümü ard arda sinemden böğrüme.
Herkes ölüyor gözlerimde artık sevgilim.
Elim çamur yıkıyor yağmurlarda,
Düşlerin çarşafları uçuşuyor rüzgarlarda,
Yaralar sarılıyor,kanıyor yaralar dost sohbetlerde.
Çay içiyor tepemizde güneş,ay mektup yazıyor yıldızlara.
Türkü söylüyor sincaplar yapraklara.
Aslanlar düşüyor,ceylanlar kuzular düşüyor sevgilim.
Filler bile üşüyor kahpelikten,bu nankör devirden.
Sinekler,aslanları filleri kesiyor,kanları nehirleri denizlere taşıyor sevgilim.
Devir yoz,devir kahpe artık be sevgilim.
Yürümekten korkuyor kuşlar,
Uçmaktan bile sonra düşerken göklerden yapraklar...
Adı kırık buğday kabir taşımın,
Taşı,sitide yoğurt beyazı düşümün.
Mektupları kimse kimseye üşenip taşımıyor.
Kış bitiyor.
Akşam oluyor,gözüme üşüyen karanlıklar çöküyor.
Koymuşum yumruğumun içine bir atom bombası,
Yakıyorum eli alemi her yerden söküp.
Atmışım ölümü ard arda sinemden böğrüme.
Herkes ölüyor gözlerimde artık sevgilim.
Şehirler yanıyor aşık gözlerde sevgilim,
Dünya ölüyor demişler kaç zamandır her gün,
Ben kabrine su ve dua taşıyorum bilmem kaç vakittir,
Haberi yok bile hala ayın güneşin...
Hasret adı kabir taşımın.
Kış bitiyor.
Akşam oluyor,gözüme üşüyen karanlıklar çöküyor.
Koymuşum yumruğumun içine bir atom bombası,
Yakıyorum eli alemi her yerden söküp.
Atmışım ölümü ard arda sinemden böğrüme.
Herkes ölüyor gözlerimde artık sevgilim,
Şiirler sahipsiz düşlere toplu gömülüyor duasız.
Ve katliam her ağlayış yakarış soğuk sararmış bozlaklara...


09.57 bir aşkın kalbi ağrıyor,kolu uyuşuyor sol tarafında.bir sevda pıhtı atıyor dününe zihninde.aspirini gülüşün içimde tüm ağrılarımın.nükleer başlığımı naftalinleyip koyuyorum başımı dizine sevgilim.vakit,güneşli bir vapur vakti dizlerine uzanıp yüzüne baktığım tepemde göğüm diye.

13 Mart 2025 Perşembe

Adélie, Chinstrap, Emperor, Gentoo

 

Atypical'ı izledim.güzeldi.
Tüm hayallerin için sana teşekkür ederim Sam.
O metaforlar,ironiler,şiirsel anlatı lezzetliydi.
Son sahne;evin kapısını yolculuğa çıkmak için açtığında kapının antarktika'nın ortasına açılması beklenmedik ve harikaydı gözlerimiz için,aynı zamanda ruhumuz için.
Çok çok iyi,hatta kıskanılası iyi yazılmıştı,yazanı tebrik ederim.


ps: Adélie, Chinstrap, Emperor, Gentoo.


Bize de lazım...


15.33 Fin.

düşünme atlayalım bulutlardan koşup okyanusların en derinine

 
- denizden kuytu bir köşede öper misin beni tutup şöyle kollarımdan sımsıkı asla kurtulamayacağım gibisine diye düşündü içim,öyle baktım gözlerine.bekledim kıyılarında seni ama soramadım.
tek sorabildiğim " nasılsın,yoruldun mu çocuk,kurtulabildin mi peki sarmaşıklarından tek oda kalbinde,kurudu mu kafanda ısırgan otların ? " 

- tut elimi sevgilim.kavga edelim her gün seninle,o bardak senindi bu bardak benimdi diye.yalandan kızdıralım birbirimizi,korkalım sonra bi saniye kaybederim diye,susup ele güne karşı,içimizdeki dağlara koşup elele gözgöze bağıra bağıra sevişelim.tut elimi sevgilim.düşünme atlayalım bulutlardan koşup okyanusların en derinine.kapat gözlerini öpüşelim.kapalı gözlerimizin ardında aydınlanan rüyayı dudaklarımız ayrılmadan bölüşelim.tut elimi sevgilim.beklediğimiz her boş güne inat öpüşelim sevişelim,düşünme sakın geç kalalım boşver nefeslerimize.birbirimizde boğulalım.düşünme sakın beş çocuk yapalım,canın yanmasın deniz atın olayım beraber tüm yarınlarımızı doğuralım.düşünme,beş çocuk yapalım.tükenelim elele ağlayalım.yedi kişilik milletimiz için kendi sevda marşımızı yazalım seninle.yanalım,kül olup savrulalım,yeniden doğalım dudaklarımızın ateşinde çekiçten gözlerin ile,gözlerinden su ver sonra sen ikimizin çeliğine...tut elimi sevgilim.sevişmenin odası mı olurmuş hem,gel oda oda dolaşalım...
Diye düşündü içim,öyle baktım gözlerine.

Tek söyleyebildigim " şu evde oturalım mı seninle,evlenelim gel seninle.hangi kitabı okudun sen yahu dün gece ? Sakın geç kalma evine ! "


10.39 zaman doğru değildi sevgilim üzgünüm.bir savaşın ardıydı kalbim.çok ceset vardı yürek evimin bahçesinde o sıra,yarınların hayali için bize tertemiz bir bahçe lazımdı kafamda belkide...durdum sadece ve sadece bu aptal sebep ile.

12 Mart 2025 Çarşamba

üstü açık eski bir araba,beklenmedik bir yağmur tavanı bozuk yüreğimde

 
Almışım elime bir ağacın kırık dalını,
Hançerim saymışım.
Kendimi bıçaklıyorum.
Kanıyorum aldan mordan geçip,
Kanıyorum,hep kendime.
Yollar yanıyor gözlerimde.
Kimseler gelmiyor...
Kalakalmışım bi başıma.
Vazgeçmişim tüm konuşmalardan.
Günaydın bile demiyorum aynada kendime.
Atlasam everestten yada uçsuz bucaksız bir cam kuleden,
Ruhum bi başına sebep düşemiyorum...
Ağrılar doğuyor içimde.
Suni teneffüsü sanırım beynimin bana.
Ağlıyor,ağlıyor,ağlıyorum...
Gecede ıslanan gözlerimi sabahın erken saatlerine asıyorum kurusun diye.
Almışım elime bir ağacın kırık dalını,
Hançerim saymışım.
Kendimi bıçaklıyorum.
İyi doktor var mı bilmem ama,
Kendini iyi anlatan iyileşiyor,görüyorum.
Şampiyonların kahvaltısı güzeldir elbet eminim,
Ama kuru ekmek bayat çay sağıyorum.
Sence ben bir kaybeden miyim ?
Tüm kazanmaların tadını tükürmüşüm kendi içimde en derine...
Ruhumuz küf tutar mı sevgilim lütfen söyle.
İçimin pencereleri,havalandırsam kendimi yepyeni nefesler ile yeniden doğar mıyım ?
Güler mi bir kez daha yüzüm,
Boyasam ruhumu bir gelinciğin bahardan yüzü rengine lütfen söyle ?
Almışım elime bir ağacın kırık dalını,
Hançerim saymışım.
Kendimi bıçaklıyorum.
Dostun hain bir adımını bekler gibi hislerimde sanki,
Ürkek ve ürpermiş,
Sırtıma şiirler saplıyorum...


09.47 üstü açık eski bir araba,beklenmedik bir yağmur tavanı bozuk yüreğimde,ve sırılsıklam aşık nefeslerim.suçlusu yok,suçlumuz yok,tek mazeretim yalnız kendimim sevgilim...

Azad ettim kendimden seni

 
Başını bir sarayın omzuna dayadığı denizden bir yerde,
bir çay bahçesi taburede azad ettim seni hatırlıyorum.
Bana ait bir kuş gibi değil elbette biliyorum,
Sen de biliyorsun.
Karşılaşmıştık eski güzel bir yolda.
Buğdayına aç susuzdun kuş bedeninde sen de,
belliydi uzun bir uçuştan sonra yorgun düşmüştün yaşamaktan yine,
Düşmüştün sanki bir anda bir ağaç dalından önüme.
Kıyametin bir yangını vardı sanki tüm dünyanda,
her yer kül olmuş ve sen ancak uçarak kurtulmuşsun misali,
Uçmaktan yorulmuş tükenmiş düşmüştün önüme ve son bir buğday tanesiymişim gibi bakmıştın bana...
Akıllıymışım öyle diyorlar,
Kendimin aptalıydım ben oysa,
Kendimi yalnız sende izleyebiliyordum.
Her yeri yanmış kıyamet ardı bir gezegende,
Kavuştuğum okyanus boyu duru bir su gibi dökülmüştün önüme.
Gözlerimin okyanusu kadardın yani.
Kendimi gördüm seninle,kendimi buldum yüzünde.
Meğer çok çok zaman önce yaşamaktan kalbolmuşum...
Şimdi anlıyorum.
Başını bir sarayın omzuna dayadığı denizden biryerde,
bir çay bahçesi taburede azad ettim seni hatırlıyorum.
Hafifle diye,
vicdanının seni uçurmayan taşlarını çıkar ayaklarından diye,
istediğin tüm uzaklara tüm bulutlara uç ve dokunabil diye...
Ne kadar doğruydum ne kadar yanlış inan bilmiyorum.
Huzur bulmanı istemiştim sadece.
Başını bir sarayın omzuna dayadığı denizden biryerde,
bir çay bahçesi taburede azad ettim seni hatırlıyorum.
Tıpkı bana anlattığın,tam öyle istediğin gibi,
Ben kalayım sen uçup git bu sefer diye gibi...
Pilin bitmiş öyle dedin bizim dilimizde,
Sen uzandın,ben ellerimi çektim geriye.
Etik dedim,ama yalandı,safca kendime söylediğim...
Tutsam ayrılamazdım,azad edemezdim seni benden uçup kurtulman için,
dokunsam bir daha doğrulamazdım asla ellerinsiz çünkü,
Taa içimde hissettim...
Yüzün soldu,kırıldın,denizlerin çekildi ellerinden kanından...
Kalktın gittin oradan.
Ben izledim seni ardından.
Geriye yürüdüğün yolunda sana ne olduğunu,ne düşündüğünü asla bilmeden.
O çok sevdiğimiz türk filmlerindeki gibi,
Azad ettim kendimden seni.
Hiç istemedim ama doktorun da sana hep dediği gibi
"olması gerektiği gibi".
Sonra sen uçtun belkide,
Ve ben kaldım geride...
O herzamanki küçük güzel kafesimizde...

Bir daha uçmadım hiç,sadece yürüdüm  heryere...

Artık kendimi hiç görmüyorum...


10.47 aynalar kuşları delirtir diyorlar,keşkeler şairleri...söylenmemiş itiraflar gazetesi suskun yüzümde düşler bugün.ne zaman düşsem,kalkmıyorum ayağa,gerisin geriye uzanıp göğe bakıp ağlıyorum hala çocuklar gibi.uzun sürüyor,çok uzun...çok doluyum,tükenemiyorum.bir kuşun sıcak ülkelere uçması gibi yürüyorum bu yüzden her yere sonsuz yollarda aklımdan düşsün diye her şey.aynı güne çakılı kalmışım,paslı bir çivisiyim sanki zamanın,yavaş yavaş eskiyip pasından zamanın kumları gibi aşağısına dökülen.duvarından toprağa,usul usul farkedilmeden yıllardır dökülen satırlar gibi...

11 Mart 2025 Salı

*


Dalga geçilen yıldızları var kağıt göklerin.
Ve kutbun çok uzaktaki o parlak güneşi...
Kağıt ortası sevdanın kuzey ışıkları gibi.
Kaçıyoruz sanırım itirafsız,korkak misali.
Herşeyleri makinalar yapıyor şimdi,
Şiiri filmi yazılımlar çiziyor.
.ıçmaktan üşeniyor de insan,kalın bağırsağına basınçlı hava basıyor gibi.
Oh be kolay oldu diyor seviniyor bir de.
Eksiği yok hiç merak etme,tam bir saçmalık yani.
Seni unutur gibi...
Unutamazken asla,bir makinaya gel de beynimi sil der gibi.
Tembel insanın öğretilmiş açlıkları hepsi.
Ve selam olsun,pavlovun en azından dürüsttü tüm o köpekleri.
Kağıt paraların kuşe hapishanesi kafalarda.
Dalga geçilen yıldızları var kağıt göklerin.
Ve kutbun çok uzaktaki o parlak güneşi...
Kağıt ortası sevdanın kuzey ışıkları gibi.
Herkes gülse kanardı sadece,sallamazdım,
Sen güldün ağladım.
Tıpkı taş yağmurlarına alışmış yüzüme değen,
senden atılmış tek bir gül goncası gibi.
Yığıldım içime kimsesizliğimin,
ama bu sefer daha ağrılısı,farkına vardığımdan sanırım...
İçim çok acıdı o gün neden bilmiyorum...
Dalga geçilen yıldızları var kağıt göklerin.
Ve kutbun çok uzaktaki o parlak güneşi...
Kağıt ortası sevdanın kuzey ışıkları gibi.


09.53 bir sızının yıldönümünde belkide...fin.

Bulutlardan bakıyorum falımı

 
Dayamışım huzurun göğüne başımı,
Yazıyorum tüm alemleri toplayıp dalından.
Heybeme topluyorum alemin başka başka her meyvesini.
Önümde çayırlar,ve hoplayan mısralar çimenlerde.
Günler boyu acıkmıyorum hiç,
Elimde kitabım,
Belime sarılı azık torbam,
Ve kavalı yok dudağımdan üflediğim türkünün.
Dayamışım huzurun göğüne başımı,
Yazıyorum tüm alemleri toplayıp dalından.
Yağmurdan içiyorum suyumu göğün ellerinden,
Sakızı çamdan çiğniyorum.
Bulutlardan bakıyorum falımı,
Toprağa uzanıyorum uyumak için bir ağacın gölgesini üzerime örtüp,
Tek ninnim sakin rüzgarda dalların hışırtısı.
Dayamışım huzurun göğüne başımı,
Yazıyorum tüm alemleri toplayıp dalından.
Alemin başaklarını döküyorum gözlerimden içime.
Buğdayları ayıklıyorum tek tek ruhumun çuvalından.
Bu böğrümdeki eski değirmen,bu koca sızının dönen taşları.
Yüreğimden su verip karıyorum gördüklerimin ununu.
Kağıdın fırını,gecenin ateşi.
Küreği kalem,dumanı üzerinde bu sıcak şiir ekmeğimin...


08.51 bir mısra çobanıyım şehrin çayırlarında sevgilim.bir ekmek ustası gecede bazen.ama herşey aynı lezzetinde merak etme.Ve selam olsun avonun şairine.

*  " ...ulaşmak için o kafandaki sona,bugünü sökmene gerek yok çocuk.o sonlar,başlangıcına dikili taa en başından...yani uğraşma daha fazla artık, akışına bırak kendini. "