9 Mayıs 2025 Cuma

İçimde dönüp dönüp sana düştüğüm girdaplar

 
İçimde dönüp dönüp sana düştüğüm girdaplar,
Ve avcumda tozlu özlemi sözlerimizin.
Konuşurken ellerimin içine değen dudaklarından tenime düşen ılık fısıltılardan nefesin,
Göğsümde kimseye göstermediğim küçük karanlık bir sandık var,
İçimde seni topladığım kırıntılardan bir müze'n.
Ayrı düşmüş iki yakası bu şehrin sevgilim,
Birinde sen belki,birinde ben,bilemem...
Gözlerinden eriyen karlar yanağına akıyordu,
Ve yanağında yaşlarından büyüyen bir deniz vardı,
rüzgarlar misali gülüşlerinden dalgalanıyordu...
İçimde dönüp dönüp sana düştüğüm girdaplar,
İçimde sadece sana sadık penguenler doğuyor...
Balıklar,balıkları yiyiyor koca koca okyanuslarda sevgilim,
Kaçacak onca yer,onca yol varken üstelik.
Ve aşıklar aşıkları boğuyor bir kaşık suda,
yada bir satır yazılı güle güle,bir şey değil diyen ıslak kağıtlarda...
İçimde dönüp dönüp sana düştüğüm girdaplar,
İçimde parlayan bir olta iğnesine istemeden takılmış dudağı kesik bir şiirim var...


22.41 Allah rahatlık versin sevgilim,iyi geceler.

ardına yürüdüğüm her adım

 
Yük salıyorum göklerden,
Yükselmek için rahatça bedenimden çıkıp ruhumdan kozmosun kırlarına,
Seksen günde devri alem bir nefes burnumdan içeri,
İçerimde nefeslerden yanan bir maden,
Demirin suyunu çıkarıp içen şu boz renkli ey göğsümdeki bıçkın ciğer.
Dağların bilimi olmaz,
Yanıltır aşk misali,
Yanar mı cehennemde taşlar bile lütfen söyle...
Yük salıyorum göklerden,
Yükselmek için maviden siyaha,
Fezada,elimi yıldızların ateş böcekleri gibi başımın üstünde uçuştuğu bir karanlığa değiyorum...
Yükselip bir kuş tüyü gibi durmadan,
Uzanıp ölümü dudağından öpüyorum usulca...


11.03 tepemizde yüzlerce uydusu bambaşka insanların.
umrumda mı ki benden uzakta her saniyeni izlemek,dinlemek habersizce...
bana uzağında bilmeden,seni düşünüp düşlediğim bu kutsal hasret inan ki yeter...

Gurbetin mesafelerin büyüklüğü ile ilgisi yok sevgilim,
yanyana değip gözlerimiz birbirine,
sonra ardına yürüdüğüm her adım astral bir seyahatname; 
ardına yürüdüğüm her adım dahi sonsuza dek acı çekmeme yeter...

şiir sitemlerin güzel prensesi

 
- rüyamdaydın dün gece yine,rüyaya bile yatmamıştım üstelik...bakıyorum da elini kolunu sallaya sallaya geliyorsun artık zihnime,içime...

- kilitsiz,tokmaksız bir kapının önüne diz çökmüşüm ben,yalnızca içeriden açılan bir sevda bu...
yani şiir sitemlerin güzel prensesi;
Kapıyı açık bırakan yüreğin,sesini bile duyamadığım ipek adımlarında çıplak ayaklarının,eğer ki iznin olmasa kalp atışlarından bana eğirip üflediğin,inan gözlerimi kaldırıp gözlerine dahi bakamam...
Bu sebep ile,öncelikle sana teşekkür ederim,
Ve sonra,duymanı çok isterim ki,

inan ben de seni çok özledim...


10.21 kabusların çölünde,gözlerini bile açamadığın kum fırtınaları bir gecede,
mektuplarının eski sayfalarından çadırımsın sen benim sevgilim,
beni koruyan tüm kumlardan ve firtınalarından herşeyin...
mektuplarının eski sayfalarından çadırımsın sen benim sevgilim,
usul usul kum tanelerinin altına gömülen...
dur bakalım sevgilim,hayrolsun bakalım,
sabaha Allah kerim...

Ruhumu hapset dudaklarının ardına

 
Bir sapan taşı yükselip boy veriyor fezada,
Yerde üç beyaz tüy.
Anlıyorum ki vurulmuş bir ak güvercin dalında.
Ve kanlı dilekler uçuşuyor etrafta.
Öyle yazıyorum sana,
Gözlerinin,yüzüne düşen gölgesine kazıyorum kabrimin çukurunu,
Bedenimi azat et artık bırak toprağa sevgilim,
Ruhumu hapset dudaklarının ardına...



10.06 kısa masallar demliyorum,demliğim çölün kumunda...

7 Mayıs 2025 Çarşamba

Bir bahar kıvrılıyor giriyor koynuma

 
Bir bahar kıvrılıyor giriyor koynuma,
sormadan...
Öpüyor serin dudakları ile beni,
Uzanırken,göğsüme bir buz parçası düşmüş gibi sanki,
Kayıyor tüm endişeler soğuk bir keskin gıdıklama ile üzerimden...
Kaç şiir daha yazsam çıkacak içimden bu güzel mevsim bilmem hiç.
Başımda kar taneleri bir kış vakti sevda,
Yüzümde rüzgarın yaktığı bir yaz güneşi.
Sevişelim sevişmeyelim oynasın papatyalar kırlarda bu cennet baharda da sonra,
Ve aksın dağların tepelerinden eriyip tüm endişelerim peşi sıra...
Bir bahar kıvrılıyor giriyor koynuma,
sormadan...
Öpüyor serin dudakları ile beni,
Kapanırken yorgun ve usul usul gözlerim,
Ateşe bir kaşık su döker gibi...
Kaç şiir daha yazsam çıkacak içimden eve ekmek taşıyan bu karıncalar hiç bilmem...
Başımda,beni alnımdan öpen bir annenin dudağı bir ağrı,
Yüzümde herşeye rağmen doğan kocaman güneşten bi mutluluk...
Sevişelim sevişmeyelim oynasın gözlerimiz kaçamak,
yürüdüğümüz dar sokakta...
Bir bahar kıvrılıyor giriyor koynuma,
sormadan...
Öpüyor serin dudakları ile beni,
Çocuklar kaçmış kurtulmuş anne elinden de, yağmurun altında okyanus bir çamur,
özgürce kahkahalar ile şen şakrak zıplarmış gibi...



08.49 kurbağalar yüzüyor nilüferlere...
Ve güneşe ışıldayan düşlerini örüyor örümcekler,
çekirge kulesi sazlardan yapraklara...

6 Mayıs 2025 Salı

mavi bir yarın

 
Ağzımda,tuzlu keskin kaya dibi bir dağ kekigi tadı.
Ve sirenlerin eşsiz şarkısı çıkmış geliyor dudaklarından sen her konuşmaya başladığında sevgilim.
Yapayalnızım bir başıma gemimde üstelik,
Kendimi çiviliyorum güverte direğime kimsesiz.
İsa'sıyım sesindeki şarkının...
Bir ah bile düşmüyor ağzımdan rüzgarına denizin üstelik.
Güneş ile ışıldayan tenimden düşüp uçuşan kan damlaları her çekiçte,
Kanımı kutsal yelkenler siliyor rüzgar ile sevgilim.
Acı sızı terkediyor beni nankör bir merhamet ile,
Seni gördüğüm an koparıyorum çivilenmiş etimi,sana dair içimi düşlerimi.
Ve seni dinliyorum ölümün elimi tutan rüzgar uğultusu kulaklarımda,kapatıp gözlerimi,
Yaslıyorum başımı güverte direğinden ağacıma,
Küllerimi sana üflüyorum masmavi bir limanda.

Ağzımda,tuzlu keskin kaya dibi bir dağ kekigi tadı.
Ve hayalin hep,ağrıyan başımda,
Seni kokluyorum denizden tuzdan,yalancı bir yarında...


11.06 mavi bir yarın.

keskin ışıltısına bu ölüm aynasının

 
Çocuk dünler diyarında,
Bir kireç çukuru başında,
Hainler itti beni bembeyaz bir cennetin sıratına.
Yusufun kuyusu nedir üçümde öğrendim.
Öldüm de geri geldim.
Herkese selam söyle,hepsini çok özledim.
Bardağımda dünkü çayımın kurumuş gölgesi,
Yüzyüze cinayetler bahçesi,
Çok sevmelerin diyarlarında asla anlamayanların ucuz yersiz çerçisi...
Çocuktum,
Biliyordum melek olacaktım,
O yüzden hiç korkmadım...
Yüzüne teslim gözlerimde,gözlerine dalmış gitmiştim.
Acı sızı hiç yoktu inan,sapladın kalbime kılıcını,
Gözlerime baka baka,
keskin ışıltısına bu ölüm aynasının,
yaşlarının merhametini de sürerek sürdün adımlarınla ölümü içime usul usul...
Yüzümdeki gülümseme hiç değişmedi eminim görmesem de kendimi,
Ama ellerin iterken içime saplanan,beni içten içe kesen kılıcın ışıltısında ölümümün,
Hissetmedigim taş yağmurları arasında ardındaki seslerin,
Bana bir kırmızı goncan değdi dilinden istemeden fırlattığın belkide,
İşte ben orada öldüm ikinci kere.
Çocuktum,
Biliyordum melek olacaktım,
O yüzden hiç korkmadım...
Tanrım beni çok seviyordu,
Bana en güzel azrailini yollamıştı...
Şükür namazımı,maziden bir gün aldım,
gözlerinde kıldım...
Çocuktum,
Biliyordum melek olacaktım,
O yüzden hiç korkmadım...


10.12 inançsız gülüşmelere saklı peygamber ağlayışlar...